Evinizdesiniz. Bilgisayarınızın saatine baktığınızda, saatim 4:45′e iyice yaklaştığını görürsünüz, yetişeceğinizi bilseniz bile ani bir korku ve tatlı bir panik başlar içinizde. Acele acele hazırlanır kapıya fırlarsınız. Kapıdan çıktığınız an yüzünüze vuran titreten soğuğu tam iliklerinizde hisseder montunuzun ceplerine saldırır elleriniz. Üflersiniz derinden bir oh çekerek, burnunuzdan çıkan sıcak havayı kendi bedeninize doğru üflemeye gayret edersiniz ısıdan yararlanmak için. Devamını oku »
Evet, bu bir varoluş. Her nefes almamızda yaşamayı hissetmemiz aslında eskileri hatırlamak. Eğer eskiyen birşeyler varsa, biz yaşamışız demektir; eskiyen biz olsak ta zamanla, yaşayan da bizizdir.
Eskilerden bahsettim ya, şimdi daha eskilerdeyim. Hani yalnızlığın eskileri… Körelen duygulardaki eskilerden bahsediyorum… Devamını oku »
Hadi gel eskiye bi cesaret dön bakalım. Sonra sık kendini ağlama, ağlatma sezen abla…
Hadi bi mesaj yazalım sevdiğimize… Yıllar sonraymış gibi bir his kaplamışçasına içinizi. Hani; eski günlerdeki gibi…
Neydik ne olduk demek kolaydır herkes için. Hakkatten neydik biz?
Cumartesi pazarları, dershane öncesi saatlerce bitmeyen 30 dakikalardık biz. Devamını oku »
İyi geceler güzel prenses
unutma, tüm kalbimle yanındayım
Bir el tutuşuna öyle hasret kal ki
Öbür tarafta bizi ayıramasınlar Devamını oku »
Yazılarım uzun oluyo biliyorum, ama okumasını da bileceksin. Sonundaki inceliği umutla bekleyeceksin hep, bazen hayal kırıklığın olacak arkadaş ama, okuyacaksın yine de. Eee, ne de olsa ben yazıyorum, yalan. Okumamak hiç olur mu
Devamını oku »
Arkadaş, konu net. Ölümden korkuyormusun, ölümle yaşamaya alışacaksın! Ölüm var, bunu bileceksin. İbadetini ona göre yapacaksın, annene ona göre davranacaksın. Babana buna göre kızacak, arkadaşlarına bunu bilip hitap edecek, sevgiline onu her an bıraksan da üzülmeyecek gibi bir kıvamda tutacaksın.
Yenildikten sonra dalga geçilmesinden nefret ediyo ve dayanamıyomusun? Hatta iş yerine yada okuluna mı gitmiyorsun işin bokunu çıkartıp? Yenilince makaraya vurmayı öğreneceksin arkadaş! Başka yolu yok, yenilmeden kazanmak görülmüş birşey değildir. Devamını oku »
Olan olmuş diyen sussun, vurdum ben bu dünyanın dibine…
“Nedir bu iş aplam? anlat bana?” Neden diye soramadım bi türlü ablalarıma. Hayat yalan, o kadar büyük bi yalan ki ben bile şaştım kaldım. Pek yalan atmam, uzun süre önce vazgeçtim bundan aslında. Ama attığım zaman insanın gözünün içine baka baka yalan atabilirdim, yalana karşı tecrübem de çoktur ama bu yalan beni bile şok etti! Devamını oku »
Beni tanıyan tanımayan arkadaşlar, analtıcam kendimi, eski ve yeni “ben”i. Yorumlayın, benim için önemli.
Eski “Onur”dan başlayalım, hani o kıvırcık tatlı şeyden
hehe, işte o benim galiba; bendim galiba
Devamını oku »
Önce büyük olanları düşünelim. En büyük nedir? Sevmek mi daha fazla, hayaller mi. Yada mantıklı bi cümle kurmak gerekirse, sevgim mi daha büyüktü hayallerim mi? Devamını oku »
İşte gördün beni dünya! Ne gerçeğim, nede rüya.. Bir resmim çizilmiş suya, sahte ışık, sahte umut, sahte boya…
Peri masallarımız vardı bizim eskiden. Erkeğiz, çaktırmayız ama elinde değneğiyle birşeyler dileyeceğimiz bir peri hayal etmişizdir hep..
Peri masallarımız gitti. Perilerin kendilerini aramaya başladık.
Bir mail okudum, yengeç burcunun perisini söylüyordu. Melusina diyordu ki; Kalpleri acıyla dolan insanlara yardım edeceksin! Sen çocukları seveceksin. Öyle bir dünyan olacak ki, sihirli, yaratıcı. Ve o kadar güçlü olacak ki sezgilerin, her zaman kurtulma imkanın olacak sezgilerin sayesinde… Doğduğumuzda kulağımıza bunları fısıldamış yengeç perisi Melusina.
Doğduğumdan bu güne eminim ki Melusinanın istekelrini yerine getirdim çoğunlukla… Hayatın da eğlencesidir sanırım, değişiklik istedi. Birden baktım ki, perim değişmiş. Perim kulağıma hata fısıldar olmuş. Peri bana umut vereceğine kendi umutsuzluğunu beni kullanarak beslemiş benim içimde! İnat fısıldamış, hata fısıldamış. O fısıldadıkça ben ağlamışım. 7 ay boyunca, durmadan; bıkmadan usanmadan kulağıma hep fısıldamış hatalarla dolu sözcükleri biricik perim.
Ama o benim perim, susmuşum işte. Beklemişim. İlk perimiz Melusina, sezgilerimizi oturtmuş bir kere kişiliğimize… Sabrımın biteceğini sezmişim. Toparlamak istemişim ama olmamış.
Perim beni eğmiş, bükmüş. Yavaş yavaş gün geçtikçe omuzlara binen yük beni eğmiş.
Sevmişim bikere perimi. Hata da olsa susmuşum. Sakin bi insanmışım zaten ben, ilk perim öyle demiş bana. Şefkatli olacaksın demiş bana. Nazik olacaksın demiş. Ama sevdiğim periim, eski fısıldamaları silercesine öyle gaddar söylemiş ki sözlerini, fısıldamalar bir bağırış olmuş kulağımda, her bağırış ta biraz gözyaşı…
Öylesine unutmaya başlamışım ki eski perimin sözlerini… Doğduğum günden itibaren sahip çıktığım o değerler öyle hızlı yıkılmaya başlamış ki, kendimi güçlü gören ben bile yıkılmışım…
Artık perim düzelmiş belki de. artık kötü fısıldamalar yok kulağımda. Ama öylesine benimsemişim ki kötü fısıldamaları, artık bana tek doğru kötü fısıldamaları uygulamak olmuş, sesim çıkmış, kalp kırmışım, ağlatmışım sevilenleri… Ama peri yapmış bunu. Peri; kendin edip kendin buldun demişim ben ama, peri hatayı hiç kabul etmemiş kiii…
Şimdi tek umut perimizin bizim kulağımıza, 7 ayda fısıldadığı hataaları, yine o kadar zamanda mutlu ve umutlu fısıldamalarla yok etmesi… Başka şansım mı var? Benim perime ihtiyacım var…
——– Açı değiştiriyoruz!
Bir başka bakış açısı nasıl olur peki bu kadar lafın üstüne? Herşeyin gizli kahramanı… Bahsetmek gerek. Birden geliverdi o yüz ifadesi aklıma. O masum bakış, korku, çaresizlik, üzüntü. Gerçek bir periden bahsediyorum, tek fısıldaması şefkat olan bir peri. Bu peri öyle bir peri ki;
Üzüldüğümüzde bize sarılmış gelip. Biz biraz üzgünken bize sarılıp bize ağlamış o peri. Hastayken, başımızda beklemiş en klasik hal olmasına rağmen… O peri, bize kızsada üzülmüş hep. Canının bi parçasını korumuş hep. Biz üzülürken bize sarılıp ağlamış ama sessiz ağlamış daha çok üzülmeyelim diye. Belki de ağlarken arkasını dönmüş görüp daha çok üzülmeyelim diye. Bu nasıl bir peridir? Sihrinden fedakarlık etmiş bizim için… Değneğini bize her dokundurduğunda canından bir parça daha vermiş mutluluğumuz için. Minik perimiz ağladığımızda kahrolmuş. Telefonda bağırdığımızda kapıdan ölesine hüzünlü masum bakıp, oğlum niye üzüosun kendini demiş. Öyle bir demiş ki, içimizden iç götürmüş. Her kapıdan çıkıp gidişimizde öyle korkmuş ki bizim için… Benim ilk perim, annemm, penguenimm, karakter yıldızımm :’((
Hani diğer minik perilerim
Küçük perim, bide büyük perim
Cici perilerim benim, canım ablalarımmm
Ve ve ve… Ne yazık ki, şu dakikadan sonra; bu kadar perinin içinde küçük bir zebaniyim sanırım… Cehennemimde kavrulmaya devam ediyim. Perilerimi daha fazla üzmeden…
Ayrıca ilginç bir not: Arka arkaya çok fazla peri kelimesi yazdığınızda bir süre sonra pire yazılabildiğine şahit olmuş durumdayım ![]()
Son Yorumlar